KİRLENEN FUTBOL VE ŞEHİTLERİMİZ

KİRLENEN FUTBOL VE ŞEHİTLERİMİZ

Başlığımızı dinleyenler bilirler, “Biz büyüdük ve kirlendi Dünya” adlı Yeni Türkü grubunun müziğiyle bütünleşmiş, birMurathan Mungan dizelerinin günümüz“Futbol kirlenişine” uyarlanmasıdır.

 

Baştanda söyleyelim, yazımız hayli “Ağır sözcükler, eskiye özlem, nostalji ve yoğun bir kirlenmişlik” içerdiği için, “Bana uymaz” derseniz, şu satır itibariyle yazımızla vedalaşıp, kalan kısımların hakkını vereceklerle eskilere doğru yol alalım.

 

Yaşımız itibariyle 80’li yıllarda tanıştık “Futbol denen yasaklı maddeler” arasında geçmeyen bu meretle. Önceleri rahatça oynanabilen, sokak arası mahalle maçlarıyla başladı. Bazen “Şımaykıl, Maradona, Metin, Ali ve Feyyaz” oluşlarımız.

 

“Halı sahalar icat olmamış”, çimen sahalarsa “19 Mayıslarda törenlerinde”gördüğümüzleydi. Betona düşüp “Yırtılan pantolonların, açılan okul ayakkabılarınınkan revan içinde yaralar dolan, diz kapaklarımın dili olsa da bir sövse, asfalt ve çakıl taşı dolu ara sokaklara.”

 

Belkide ondandır “Kaleciyken topla uçamayışımın, intikamını yatağıma yaptığım plonjonlardan” alışım.

 

Sokak arası maçlarınızda “İddia var mıydı?” derseniz, vardı. Ama masumdu. Bazen“Nuri Alço gazozuna”, bazense harçlıklarımızdan cebimizde kaldıysa, pastaneden“Şemsiyeli çikolatasına” oynanırdı.  Şimdilerdeki sokak aralarındaki maçlar kalmayınca, “Şikelerin döndüğü, sokaktaki ufak çocuğun bile kupon doldurup, kumara küçük yaştan alıştırıldığı, sanal bir futbol tüketim endüstrisi” oluştu.

 

Futbol o zamanlar “Menfaatsiz sevgi” demekti, “Zevk” demekti ve en önemlisi“Ahlak” demekti. Taraftar parasını verip maça giren, rakip taraftarlar ile yan yana maç izleyebilendi. Maçlardaki bayan seyirci sayısı da, hiç azımsanmayacak sayıdaydı.

 

Futbolcusu aldığı para azda olsa “Takımıyla özleşip, o takımla anılırdı.” Örnek mi;“Boluspor’lu kaptan Salih’i, Taksi Abdülkerim’i,  Beşiktaşlı Takoz Recep’i, Fenerbahçeli Şeytan Rıdvan’ı ve diğerleri.”

 

Ne değişti de, şimdilerde bakıyoruz, futbol sanayisinde her şey “Menfaatli sevgiye, hırsa, hınca” dönüşmüş. Misafirimiz rakip taraftarı da “Kafeslere hapsetmişiz.” Gelen üç beş bayanı da ya küfürle yâda başına attıklarımızla kaçırmışız.

 

Futbolcusunun aldığı parayı “Yedi göbek sülalemizle çalışsak, alamayacağımız”seviyelere gelmesine rağmen ne adıyla anabileceğimiz, nede takımımızla özdeştireceğimiz kimse kalmamış. Örnek mi; “Bana 2000 yılından bu yana geçtim diğerlerini sadece Boluspor da ismiyle, takımımızla özleşmiş bir futbolcu ismi sayabilir misiniz?”

 

Gün geçmiyor ki, “Milyon Euro’lar için maçlar satılmış, iddia oyunları için futbolcular ayarlanmış”,sonuçlar daha sahaya çıkmadan hesaplanmış.

 

Hakemler “Soyunma odalarından görülecek” pozisyonlarda “Görmedim, duymadım, düdüğümü çalmamı” oynamış.

 

Efsane olan, özverili başkanlar gitmiş, yerlerine “Kulübe verdiğini daha ayrılmadan, temlikleştirenler” gelmiş.

 

İşinden gücünden vazgeçip takımında yöneticilik yapanlar, “İşi gücü bırakıp, takımı üstünden para kazanmayı meslek bellemiş.”

 

Günlük tüketmeye, unutmaya alışkın olduğumuz bir çağda ve toplumda;

 

“O çocukluğumuzun temiz futbolundan, günümüzde kirlenmemiş olduğundan bana bahsedebilir misiniz?”

 

Ve yazımızın sonunda “Türk Milleti üzerinde karabulutların döndüğü, geçmişten bu günlerde yaşananları anlatan, duyarsızlıklarıyla şehitlerimizin kemiklerini sızlatanlara, hainlikte master yapanlara” hitaben milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un bir sözüyle yazımızı bitirelim;

 

“Irzımızdır çiğnenen, evladımızdır doğranan; Hey sıkılmaz! Ağlamazsan, bari gülmekten utan!!!”

 

Baki selam ile...

Yazarın Diğer Yazıları