Bir Madalya Değil, Bir Gelecek
Bir çocuğun spor salonuna attığı ilk adımın, yıllar sonra bir üniversitenin kapısına çıkabileceğini hiç düşündünüz mü?
Özel gereksinimli çocuklar söz konusu olduğunda sporu çoğu zaman fiziksel gelişim, sosyalleşme ve terapi açısından değerlendiriyoruz. Oysa sporun çok daha önemli bir kazanımı var: Eğitim ve gelecek.
Düzenli spor; dikkat, disiplin, sorumluluk, planlama ve hedef belirleme becerilerini destekler. Çocuk bir hareketi öğrenmek için tekrar eder, başarısız olduğunda yeniden dener ve emeğinin karşılığını gördükçe özgüveni gelişir. Bu kazanımların akademik hayata yansımaması düşünülemez.
Peki neden özel gereksinimli bir çocuk için hedef sadece spor yapmak olsun?
Neden yeteneği ve akademik başarısı varsa bir spor lisesini hedeflemesin? Neden gerekli şartları karşılayabiliyorsa bir spor bilimleri fakültesine hazırlanmasın?
Burada hepimize önemli bir görev düşüyor. Çocuklarımızı yalnızca desteklenmesi gereken bireyler olarak değil, potansiyelleri ve hedefleri olan bireyler olarak görmeliyiz.
Aileler, öğretmenler, antrenörler, kulüpler ve eğitim kurumları birlikte hareket etmeli; çocuğun yeteneği erken keşfedilmeli ve doğru branşa yönlendirilmelidir.
Çünkü spor yalnızca bir hobi değildir.
Spor bir eğitim kapısıdır.
Spor bir meslek kapısıdır.
Spor, bağımsız bir geleceğin anahtarı olabilir.
Belki bugün bir spor salonunda antrenman yapan özel gereksinimli bir çocuk, yarın başarılı bir sporcu, antrenör, beden eğitimi öğretmeni veya spor yöneticisi olacak.
Bizim görevimiz onun yerine sınır çizmek değil, önündeki sınırları kaldırmak.
Çünkü bazen bir çocuğa verebileceğimiz en büyük destek, onun yapamayacaklarını anlatmak değil; yapabileceklerine inanmak ve bunun için yol açmaktır.